Ana Sayfa

Göğüs Hastalıkları

Göğüs hastalıkları, solunum sisteminde, meme lenflerinde ve akciğerde oluşan spesifik rahatsızlıklardır. Teşhis ve tedavide kullanılan ileri teknoloji radyolojik görüntüleme tetkikleri, laboratuvar testleri, difüzyon testi, solunum işlevi üzerine aşamalı vital kapasite testi gibi çalışmalar uygulanmaktadır. 


Alerjik hastalıklar, bronşit, kronik akciğer hastalıkları, akciğer embolisi, zatürre, tüberküloz, salt uyku esnasında belli olan solunum rahatsızlıkları gibi pek çok rahatsızlık göğüs hastalıkları uzmanı inceleme alanına girmektedir.  

Göğüs Ağrısı Neden Olur?

Göğüs ağrısının pek çok nedeni vardır. Kas ve iskelet sistemine bağlı ağrılar, mide ve bağırsak sistemine bağlı ağrılar ve kalp hastalıklarından kaynaklanan ağrılar olabilir. Bu ağrıların görünüm şekli birbirinden farklıdır.


Göğüs Ağrısının Tek Nedeni Kalp Krizi Midir?

Genelde insanlar sol göğüs ağrısından çok korkar. Göğüs duvarıyla ilgili ağrılar olabileceği gibi o bölgedeki sinirlerle alakalı ağrılar da olabilir. Bunların yanı sıra, kalbin kendisi ile veya kalp zarı ile ilişkili ağrılar da olabilir. Yine gastrointestinal sistemden kaynaklanan ağrılar olabilir. Her göğüs ağrısı, kalp krizi anlamına gelmez. Kalp krizi ve kalp ağrısı çok daha farklı seyreder.

Sol Göğüs Ağrısı Kalp Krizi Dışında Başka Ne Anlama Geliyor?

Sol taraftaki ağrı, birçok anlama gelebilir. Biraz önce bahsettiğimiz tüm nedenlerden kaynaklanıyor olabilir. Özellikle kadınlarda meme dokusunun ağrısı, kas ağrısı, sinirlere bası olması halinde ortaya çıkan ağrılar, kas-iskelet sistemine bağlı hastalıklar sol göğüs ağrısına neden olabilir. Bazen de üşütmeye bağlı ağrılardır. Dolayısıyla sol tarafta göğüs ağrısı olması kalp krizi anlamına gelmek zorunda değildir.

Kalp zarı iltihabı ile ilgili bir ağrı varsa hareket halinde kendini gösterir, yani öne eğilme ve sürtünme olduğunda ağrı olur. Bu hastalık ve buna bağlı oluşan ağrı daha çok genç erkeklerde görülür. Sırt üstü yatmak da ağrının şiddetini artırır.

Sık görülen bir diğer ağrı çeşidi de paniğe bağlı psikolojik göğüs ağrısıdır. Göğüs bölgesinde meydana gelen ağrı kısa sürelidir. Göğüsten başlayıp her tarafa yayılabilir.


Göğüs Ağrısının Nedenleri Nasıl Teşhis Edilir?

Bazen kalp ile ilgili olan göğüs ağrıları atipik seyredebilir. Kalp damarlarının tıkanıklığından kaynaklanan ağrı şeklinde değil de mide ağrısı şeklinde gelebilir. Hasta mide bölgesini gösterir. Kalbin alt kısmını besleyen damar tıkanırsa mide ağrısı, bulantı, kusma, tansiyon düşüklüğü gibi şikayetler ortaya çıkabilir. Böyle bir ağrı söz konusu ise, muhakkak göğüs hastalıkları uzmanına başvurmak gerekir.


Bazen de kalp krizi sessiz seyredebilir. Nefes darlığı, yorgunluk, çarpıntı, halsizlik şeklinde de kendini gösterebilir.


EKG, kalp enzimleri, akciğer grafisi, ekokardiyografi, efor testi yapılabilir. Eğer gerekirse altın standart olan anjiyografi uygulanabilir. 


Tüm hastalarda tipik aynı göğüs hastalıkları belirtisi olmayabilir. Bazı vakalarda yalnızca boyun, çene, kulak, kol veya mide üzerinde ağrı duyulabilir. Nefes zorluğu, halsizlik gibi diğer bulgular da görülebilir. 


İlk kez oluşan göğüs ağrısı (anjina) tanımak zor olabilir; çünkü bulgular sıklıkla başka hastalıkları andırabilir. Hazımsızlık ve ruhsal durum bozukluğu görülebilir. Ağrısı olmayan, yalnızca nefes zorluğu, halsizlik, bulantı, kusma ve terlemesi olan hastalar da vardır.

Göğüs ağrısı belirtileri sıklıkla;

  • Ağrı, genellikle  göğüs üzerinde basınç ve yanma şeklinde tarif edilir. Boyun, omuz, çene, sırt, karnın üst bölgesi, kollar veya el parmaklarına yayılabilir.

  • Çarpıntı,

  • Terleme,

  • Bulantı,

  • Egzersizle oluşan solunum zorluğu, ağrı veya dinlenme ile 3-5 dk içerisinde geçebilir.

  • Azalmış efor toleransı (eforun düşmesi)

  • Şeker hastası olanlar ve yaşlı hastalarda halsizlik, solunum zorluğu, bulantı gibi belirtiler daha sık görülür.

50 Yaş Altı Kadınlarda ve Sigara Tüketenlerde Daha Sık Görülüyor

Damar spazmına bağlı göğüs ağrıları (variant angina); ortaya çıkan klinik faktörler yokken oluşan göğüs ağrısı ve EKG bulguları ile ayırt edilmiş klinik bir durumdur. Çoğunlukla 50 yaş altındaki kadınlarda sabahın erken saatlerinde uyandıktan hemen sonra oluşması tipiktir. 


Dinlenirken ortaya çıkar. Tipik olarak göğüs ağrısı bulguları verir. Sigara bu durum için tetikleyici rol oynar. Kalp kasını besleyen koroner damarlarda geçici spazma bağlı olduğu düşünülmektedir. Sigarayı bırakmak istiyor, ancak başaramıyorsanız; sigara bıraktırma polikliniğimize başvurabilirsiniz.

Sessiz göğüs hastalıkları riski taşıyan gruplar;

  • Diyabet (şeker hastaları)

  • Yaşlı hastalar

  • Kalp nakli yapılan hastalar

 

Ankara Magnet Hastanesi göğüs hastalıkları tıbbi birimimizde, tüm akciğer ve solunum yolu hastalıklarının teşhis ve tedavisi uzman hekim kadrosu ile yapılmaktadır. Akciğerden kaynaklı solunum sıkıntılarının saptanması için solunum fonksiyon testi yapılmaktadır.


Göğüs Hastalıkları Nelerdir?

Göğüs hastalıkları bölümünde; 

  • Akciğer kanseri

  • Pulmoner nodül

  • Pnömoni (zatürre)

  • Plörezi

  • Bronşektazi

  • Astım

  • KOAH

  • Mesleki (interstisyel) akciğer hastalıkları

  • Pulmoner hipertansiyon

  • Akciğerlere pıhtı atması (pulmoner emboli)

  • Solunum yetmezliği

  • Sistemik hastalıkların akciğer tutulumu

  • Tüberküloz (akciğer ve akciğer dışı organ tüberkülozu)

  • Uykuda solunum bozuklukları ve alerjik hastalıklar

  • Sigara tüketiminden dolayı oluşan hastalıkların tanı, takip ve tedavisinin yanı sıra operasyon ve anestezi öncesi akciğer fonksiyonlarının değerlendirilmesi yapılmaktadır.


Erken tanı tüm hastalıklarda olduğu gibi göğüs hastalıklarının tanı ve tedavisinde önemli bir faktördür. Bu nedenle uzun süren öksürük, balgam, yürüyüş ve yokuş tırmanmakla oluşan nefes darlığı hastalığın ilerlemiş olduğunu gösteren bulgular olup göğüs hastalıkları uzmanına başvuruyu gerektiren hallerdir. Sigara içmiş ya da içmekte olan, meslek icabı ya da sosyal ortam nedeni ile tozlu ortamlarda bulunan kişilerde öksürük, balgam ve nefes darlığı şikayetlerden en az birinin bulunması durumunda mutlaka göğüs hastalıkları uzmanı tarafından muayene edilmesi ve solunum fonksiyon testi yaptırılmalıdır.


Akciğer Kanseri

Akciğer vücudumuzun oksijen gereksinimini sağlayan organımızdır. Her organ gibi akciğerimiz de birçok hücreden oluşur. Bu hücreler akciğerin normal olarak görevini yapabilmesi için ihtiyaç doğrultusunda bölünerek çoğalırlar. Akciğer kanseri, yapısal olarak normal akciğer dokusundan olan hücrelerin ihtiyaç ve kontrol dışı çoğalarak akciğer içinde bir kitle (tümör) oluşturmasıdır. Burada oluşan kitle öncelikle bulunduğu ortamda büyür, daha ileriki aşamalarda ise çevre dokulara veya dolaşım yoluyla uzak oranlara yayılarak (karaciğer, kemik,beyin gibi) hasara yol açarlar. Bu yayılmaya metastaz adı verilir. 


Akciğer kanserleri mikroskop altında izlenen hücrelerin görüntüsüne göre iki ana gruba ayrılır. 

1. Küçük hücreli (yulaf hücreli) akciğer kanseri 

2. Küçük hücreli-dışı akciğer kanseri.

Pulmoner Nodül

Akciğer (pulmoner) nodüller genellikle primer bir tümörün hematojen yayılımı sunucu ortaya çıkarlar. Tipik olarak arteriyel kan akımı dağılımına uygun şekilde orta ve alt akciğer alanlarının periferine yerleşen çok sayıda, düzgün yüzeyli, sınırları belirgin nodüller içerir. Bu nodüller bazen milier ya da top güllesi şeklinde görülebilirler.


Multipl akciğer nodüllerinin nedenleri oldukça karışık olup başka bir organdan sıçrama yapan hastalık en sık nedenidir. Ayrıca akciğer nodüllerine neden olan diğer faktörler sigara kullanımı, mesleki şartlar, seyahat ve geçmiş dönemde tüberküloz (verem) hastalığı geçirilmiş olmasıdır.


Akciğer (Pulmoner) Nodül Tedavisi 

Akciğer nodülleri tedavisinde iyi huylu olduğu tespit edilen nodüller için herhangi bir tedavi gerekmez iken, bazı nodüller için ilaç tedavisi uygulanabilir. 

Kanser şüphesi taşıyan nodüller bilgisayarlı tomografi görüntüleme yöntemi ile 3 ayda bir takip edilir. Kötü huylu ya da kanser şüphesi yüksek olan nodüller cerrahi olarak çıkartılır ve patolojik inceleme için laboratuvara gönderilir. Akciğer nodülleri yeteri kadar incelenmez ise kanserle şip hastanın ölümüne yol açabilir. Bu nedenle herhangi bir nodüle rastlandığında gereken tüm incelemelerin yapılması önemlidir.


Zatürre (Pnömoni) Nedir?

Pnömoni, halk arasındaki bilinen tabiriyle zatürre; kısaca akciğer dokusunun iltihaplanmasıdır. Bakteriler başta olmak üzere çeşitli mikroorganizmalara bağlı olarak meydana gelir. Güçlü bir göğüs hastalıkları tipidir.


Bazı pnömoni türlerinde hasta kişiden, enfekte olmamış kişilere doğrudan bulaşma riski vardır. Ama hastalık çoğunlukla, hastanın kendi ağız, boğaz veya sindirim kanalında bulunan mikropların akciğere ulaşması ile meydana gelmektedir. Normal durumda hastalığa neden olmayan bu mikroplar, vücut savunması zayıf düşmüş kişilerde pnömoni oluşturur. Dolayısıyla pnömoninin oluşmasında bulaşmadan çok, kişinin vücut direncini kıran risk faktörleri rol oynar.




Plörezi Nedir?

Plörezi veya Plöral efüzyon, akciğerleri çepeçevre saran zarların arasında sıvı toplanmasıyla sonuçlanan hastalıkların genel ismidir. Halk arasında zatülcenp adıyla bilinir. 


Her yaştan insanda görülebilir. Tüberkülozdan kansere, kalp yetersizliğinden romatizmal hastalıklara kadar 50’den fazla nedeni vardır. ABD’de yılda 1 milyon kişide plörezi tanısı konulduğu istatistiklerle saptanmıştır. Türkiye’de de çok görülen akciğer hastalıklarından biri olan plörezinin nedenleri içinde gençlerde tüberküloz, yaşlılarda ise kanser ve kalp yetersizliği ilk sıralarda gelir. Zatürenin neden olduğu plörezilere ise her yaşta rastlanabilir.


Astım Nedir?

Hava yollarında sürekli bir aşırı duyarlılık ve kronik iltihap nedeniyle, hava yollarının zaman zaman daralmasıdır. Bunun sonucunda hastalarda hırıltılı solunum, (nefes verirken göğüsten ıslık sesi gelmesi) nefes darlığı, kuru öksürük gibi belirtiler ortaya çıkar.


 Bu belirtiler çok şiddetli olduğunda hasta nefes almakta çok zorlanır ve dudakları, parmak uçları morarabilir. Buna akut astım (krizi) denir.


KOAH Nedir?

Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı ilerleyici ve tam olarak geri dönüşümlü olmayan, buna karşılık önlenebilir ve tedavi edilebilir bir göğüs hastalıkları tipidir.


KOAH hava yollarını daraltır, solunumu güçleştirir. Genellikle kronik bronşit ve amfizem zemininde gelişen KOAH’da hastalar, öksürük ve balgamdan kısa mesafeli yürüyüş de bile oluşan nefes darlığına kadar değişik semptomlara sahiptirler.



Tüberküloz Nedir?

Tüberküloz Mycobacterium tuberculosis adı verilen bir basille oluşan bulaşıcı bir hastalıktır. 


Tüberküloz, %80 oranında akciğerlerde olmak üzere bütün organlarda görülebilir. Tedavi edilmeyen veya yetersiz tedavi edilen hastalarda ölüme yol açabilir. Bugünkü modern tedavi ile tüberküloz hastalarında yüzde yüze yakın iyileşme sağlanabilir.

 

İnterstisyel Akciğer Hastalıkları Nelerdir?

İnterstisyel akciğer hastalıkları 100’den fazla kronik akciğer hastalığı için kullanılan genel bir tabirdir. Bu göğüs hastalıkları genellikle;

  • Selim (kanser olmayan), yani bulaşıcı değildir. 

  • İnterstisyel akciğer hastalıkları interstisyel olarak adlandırılan akciğerlerin hava keseleri arasındaki dokunun etkilenmesidir. Bu hastalık tıpta interstisyel pulmoner fibrozis veya pulmoner fibrozis olarak da adlandırılabilir.

  • Bronşiyolit, bronşiyollerin (küçük hava yolları) iltihaplanmasıdır.

  • Alveolit, alveollerin (hava kesesi) iltihabıdır.

  • Vaskülit, küçük kan damarlarının (kılcal damarlar) iltihabıdır.

Bu hastalıkların belirtileri kişiden kişiye değişebilir, ama hastalığın birçok formundaki  ortak bağlantı hepsinin bir iltihaplanma ile başlamasıdır.

Çoğu interstisyel akciğer hastalıkları pnömokonyoz, bir ilaca bağlı hastalık veya hipersensitivite pnömonisi olarak tanımlanabilir. Diğer türleri şunlardır:

  • Sarkoidoz

  • İdiyopatik pulmoner fibrozis (nedeni bilinmeyen idiyopatik bir hastalık)

  • Bronşiolitis obliterans

  • Histiyositoz X

  • Kronik eozinofilik pnömoni

  • Kollajen vasküler hastalık

  • Granülomatöz vaskülit

  • Goodpasture sendromu

  • Pulmoner alveoler proteinozis


Pulmoner Hipertansiyon Nedir?

Pulmoner arter, kalbin sağ karıncığından (sağ ventrikül) akciğerlere kirli kan götüren, akciğer atardamarıdır. Pulmoner hipertansiyon, pulmoner arterlerde ve kalbin sağ boşluklarında (sağ atrium ve sağ ventrikül) kan basıncının normalden yüksek olmasıdır. 


Her yaşta görülebilmekle birlikte çoğunlukla genç yaşlarda başlar. Kadınlarda erkeklerden 2 kat daha sık görülür. Göğüs hastalıkları uzmanı tarafınca erken teşhisi oldukça önemlidir. 


Pulmoner hipertansiyon ilerleyici bir hastalıktır ve ölümle sonuçlanabilir. Günümüzde pulmoner hipertansiyonun tam tedavisi mümkün değildir, ancak hastalığın ilerlemesi durdurulabilir, hastanın şikayetleri azaltılabilir, hayat kalitesi daha iyi olabilir.


Pulmoner Emboli Nedir?

Pulmoner emboli (akciğer embolisi) sağ kalpten çıkarak akciğerlere kan götüren damarların (pulmoner arterler) tıkanmasına bağlı olarak gelişen ciddi bir göğüs hastalıkları tipidir.


Birkaç saat gibi kısa sürede gelişip ani belirtiler verdiğinde “akut”, bazı kronik hastalıkları olan kişilerde haftalar-aylar içinde geliştiğinde “kronik” pulmoner emboli adını alır.


Pulmoner embolinin nedeni akciğer atardamarlarının veya dallarının pıhtı ile tıkanması durumudur. Bu pıhtı doğrudan akciğer atardamarları içinde gelişip damarı tıkayabileceği gibi çoğunlukla vücuttaki toplardamarlarda oluşup, bulunduğu yerden koparak sağ kalbe ve buradan da akciğer atardamarlarına ulaşır. Güçlü bir göğüs ağrısı hissedilir. 


Akciğer atardamarı veya dalları tıkandığında sağ kalpten akciğere doğru kan akımı önünde mekanik bir engel olur, hatta bazen kan akımı durma noktasına gelebilir. Tıkanmanın derecesine ve hızına bağlı olarak, akciğer embolisi tablosu zaman içinde yavaş yavaş gelişen nefes darlığından, ani ve ciddi solunum yetmezliğine sebep olan acil bir duruma kadar değişkenlik gösterebilir. Bazı ciddi embolilerde hasta dakikalar içinde hayatını kaybedebilir. Pulmoner emboli ani ölüme neden olabilir.


Pulmoner emboli hem akciğerlerde kanın oksijen alışverişini engellediği hem de sağ kalp önünde mekanik bir engel oluşturduğu için hastanın solunum ve dolaşım sistemlerini etkiler. Ani kalp sağ kalp yetmezliği gelişebilir; pulmoner embolinin en korkutucu tablosudur.

Sıkça Sorulan Sorular

Göğüste sıkışma veya yanma hissi, hazımsızlık, nefes darlığı, solgunluk, terleme ve yorgunluk kalp krizinin ilk belirtileri olarak ortaya çıktığını gözleniyor. Ancak kalp krizlerinin dörtte birlik kısmı, belirti göstermeden ortaya çıkabiliyor ve bazı hastalarda ilk belirti kalp krizi olarak gözlenebiliyor.

Kalp krizi anı değişkenlik göstersede 20 dakikadan veya saatlerce de sürebilir. Oldukça keskin bir ağrı söz konusudur ve çok şiddetlidir. Baskı yapan ve ağırlık veren türde olan kalp krizi ağrısının yanı sıra hazımsızlık, terleme ve ölüm korkusu gibi şikayetler oldukça sık rastlanan durumlardır.

Mutlaka bulunduğunuz yere oturup dinlenin ve ayakta durmayın. Üzerinizde gömlek, kravat veya dar boyunlu kıyafet varsa, yakasını gevşetip ferahlamaya çalışın. Eğer yanınızda aspirin tableti bulunursa onu çiğneyebilirsin.Krize yalnızken yakalanırsanız, telefonunuz varsa bir yakınınızı arayın ya da ambulansı arayıp yardım isteyin. Baş dönmesi ve bayılma gibi durumlar oluşmuşsa kuvvetli bir şekilde öksürmeye çalışın. Bu durum, kalp atımını hızlandıracaktır bir miktar rahatlamanıza yardımcı olabilir.

Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı kelimelerinin baş harfleri ile adlandırılan Koah hastalığıdır. Akciğerlerde bulunan ve bronş adı verilen hava keseciklerinin bazı nedenlerden dolayı tıkanması ile oluşur. Bu tıkanıklık sonucunda; solunum güçlüğü, öksürük ve nefes darlığı gibi rahatsızlıklara yol açan kronik bir hastalıktır.

özel hastane ankara

özel hastane ankara iş ilanları

özel hastane fiyatları ankara

özel hastane ankara doğum ücretleri

özel hastane ankara kızılay
özel hastane ankara covid testi